Haydar Ergülen ile Söyleşi

CYyP3AqWYAgBBDDHaydar Ergülen ile Söyleşi

Engin Hamamcı: Haydar Ergülen’in şiirle olan bağı nasıl gelişti?

Haydar Ergülen: Alevi-Bektaşi kültürüne mensup bir ailede doğmak, ve bunun bir 'Dede' ailesi olması, ayin-i cem'e katılmak, bir şiir ortamını neredeyse hazır hale getiren şeyler. Hâl böyle olunca, ortaikiden terk ama okuryazar bir baba, şiirsever bir dayı, okumayı, yazmayı destekleyen bir çevre ve öğretmenler de buna eklenince yazmamak imkânsızdı diyelim! Tabii bir de aralıksız okumak, izlemek.

E.H. – Günümüz modern şiirini nasıl görüyorsunuz? Modern Türk şiirini modern kılan şey sizce nedir?

H.Ergülen – Bu çeşitlilik bana modern şiirin bir göstergesi olarak geliyor, çeşitlilik, zenginlik, farklılık ve itiraz. İtirazın taşıdığı yenilik duygusu ve buradaki iddia modern olanı temsil ediyor kanımca.

E.H. – ‘Üççiçek’, 'Şiir Atı’ ve ‘Yazılıkaya’ adlı şiir dergilerini yayımlayanlar arasında yer aldığınızı biliyoruz. Dergiciliği yakından tanıyan biri olarak, edebiyat dergilerinin durumunu nasıl görüyorsunuz? Bir de çeşitli nedenlerden dolayı yayın hayatına devam edemeyen birçok edebiyat dergisi var. Keşke dediğiniz, unutamadığınız bir edebiyat dergisi var mıdır?

H.Ergülen – Üççiçek ve Şiir Atı, 80 Kuşağının öncü dergileriydi, 80 Kuşağı o dergilerde oluştu, yalnızca şiiriyle değil, düşünceleri, tasarılarıyla da. Yazılıkaya Eskişehir'de arkadaşlarım Rahmi Emeç ile Erol Büyükmeriç'in yayımladıkları sevimli bir dergiydi, ben de katıldım. Anaakım dediğimiz edebiyat dergileri her zaman var olacaktır, ama özellikle yenilikçi, avangard şiir dergilerinin varlığına dikkat çekmek isterim. Natama, Japonya, Şerh. Öte yandan Hece, İtibar, Varlık, Kitap-lık, Yasakmeyve, Mühür, özgün bir dergi olarak Duvar, tabii öykü dergileri, Notos, kitap dergileri ve Ot'tan Bavul'a yeni dergiler. Hepsini, Anadolu'da çıkan Bireylikler, Sincan İstasyonu, Aşkar, Şiiri Özlüyorum, zenginlik olarak görüyorum. Yazı, Sombahar, Yeni Dergi, Tan unutamadığım dergiler arasındadır.

E.H. – 2000 sonrası yazılan şiirlerle, 80 şiirinin arasında bir karşılaştırma yapacak olursak; 80 kuşağı bir şair olarak neler söylemek istersiniz?

H.Ergülen – Karşılaştırma yapmayacağımı söylemek isterim. Hiçbir dönemi bir başka dönemle, hiçbir kuşağı bir başka kuşakla karşılaştırmam. Her yeni kuşağın söylediği, söyleyeceği yeni şeyler vardır, iyi şairleri vardır, ama her kuşaktan büyük şair çıkmaz, birkaç kuşak bir büyük şairi hazırlar, belki de kuşaklar bunun için vardır. 80 Kuşağı şiiri seçmiş bir kuşaktır, yalnızca kendi şiirlerini değil, daha çok da kendilerinden önce yazmış olan, yazan kuşakların şiirini. Bu kuşaktaki özveri ahlakı bence şiirden de değerlidir.

E.H. – Edebiyat anlamında sizi mutsuz kılan şeyler var mı?

H.Ergülen – Hayır. Ben edebiyat ve şiir konusunda hep iyimser, umutlu ve mutlu oldum.

E.H. – Behçet Necatigil, Cemal Süreya, Metin Altıok, Akdeniz Altın Portakal Şiir Ödülü gibi, bildiğim kadarıyla 7 önemli şiir ödülünün sahibisiniz. Aynı zamanda önemli şiir yarışmalarında da seçici kurullarda yer alıyorsunuz. Bu bağlamda şiir ödülleriyle ilgili neler söylemek istersiniz?

H.Ergülen – Şimdi yalnızca Dağlarca ve Metin Altıok Şiir Ödüllerinde seçici kurul üyesiyim. Ödüllere karşı değilim, gençlik ödülleri genç şairlerin kitap yayımlamasına vesile oluyor, diğer ödüllerin de bir emek, saygı ödülü olarak önemli olduğunu düşünüyorum.

E.H. – Sosyoloji eğitimi görmüş bir şair/yazar olarak, sosyolojinin şiir ve edebiyatla ilişkisini nasıl görüyorsunuz? Ülkemizde genellikle edebiyatın sinema ve felsefeyle olan ilişkisinin ön plana çıkarıldığını görüyoruz. Sosyoloji edebiyat ilişkisi ise çok fazla incelenmiyor diyebiliriz. Katılıyor musunuz bu görüşe?

H.Ergülen – Ece Ayhan'ın “şiir şiirde kalmaz efendiler!” sözünü tam da bu ilişkiler bağlamında söylediğine artık iyiden iyiye inanıyorum. Şiirde her şey vardır, sosyoloji de, felsefe de, sinema da, tarih de. İncelenmesi hususuna gelince şunu söyleyebilirim, ne yazık ki üniversitelerde bu konularda yazılan tezlerin pek azı kitaplaşıyor!

E.H. – Eskişehir ve Haydar Ergülen denildiğinde akıllara hemen 'Eskişehir Şiir Buluşmaları' gelir. 28 – 31 Mayıs 2015 tarihleri arasında 5’incisi düzenlenmişti. Festival Direktörü olarak bu etkinliğin gerçekleşmesinde önemli katkılarınız var. Eskişehir’de düzenlenen festivalden bizlere biraz bahseder misiniz? Ayrıca, Uluslararası Şiir Festivalleri hakkındaki görüşlerinizi de merak etmekteyim doğrusu.

H.Ergülen – Eskişehir benim her şeyim. Türkiye Eskişehir olsun diye bir rüyam bile var. Aydınlık, uygar, özgürlükçü, kadınların rahatça sokağa çıkabildiği, içkisini içebildiği, öğrencilerin üniversiteli olmayı gerçekten yaşayabildikleri canım şehrim. Pek çok festival yapılıyor, şiir festivali yoktu, sevgili arkadaşım şair Rahmi Emeç Eskişehir Tepebaşı Belediyesi'nde çalışır, ona söyledim, o da sevgili belediye başkanımız dt. Ahmat Ataç'a söyledi, sağolsun onun ve belediyenin destekleriyle 6 yıldır Eskişehir Uluslararası Şiir Buluşmaları'nı gerçekleştiriyoruz.

E.H. – ‘’Kalbindeki cama bir taş değer dosttandır/’kırılınca anlaşılır kalbin camdan olduğu’/kalbin bahçesinde bir gül solar, dosttandır/dostun varsa taşı güle sayarlar, akşamı güne/dostum varsa sözümü şiire sayarlar, beni şaire/dostum var/öyleyse/ölebilirim bile!’’ ‘Dostluk Üzerine’ şiiriniz bu dizelerle son buluyor. Bu kadar güzel dostluk şiiri yazan bir şairin, dostlarıyla ilgili acı-tatlı anıları olduğunu düşünüyorum. Dostlarınızla aranızda geçen bir anınızı paylaşır mısınız bizlerle?

H.Ergülen – Şiir benim için bir dostluk biçimidir, arkadaşlık yoludur zaten. O nedenle Cemal Süreya'dan Ece Ayhan'dan, İlhan Berk, Nilgün Marmara, Didem Madak, Süha Tuğtepe, Hulki Aktunç, Ahmet Erhan, Adnan Azar, Seyhan Erözçelik, Mustafa Irgat, Mehmet H. Doğan, Gülten Akın, Salih Ecer, Hüseyin Avni Cinozoğlu'na kadar pek çok şair arkadaşım, şiirin güzel dostlarıyla yaşadığım, paylaştığım her şey acısıyla tatlısıyla güzeldi. Onların adlarını anmak bile güzel anıları yeniden hatırlamak, yeniden yaşamaktır.

E.H. – 30 yıldır İstanbul’da yaşayan bir şair olarak, İstanbul’a dair neler söylemek istersiniz? Edip Cansever ‘Mendilimde Kan Sesleri’ şiirinde ‘insan yaşadığı yere benzer’ der. Katılıyor musunuz sevgili Cansever’e?

H.Ergülen – Vallahi, daha Eskişehir'in kitabını yazamadan Cihangir kitabı yazdım. Anla artık! İstanbullu olduğumdan mı, hayır, direniyorum. Ben galiba Eskişehir ve Ankara'da okuduğum için, öğrencilik, aşk, devrim için savaşmak, yoldaşlık duygusu ve ilk şiirlerim, ilk şair arkadaşlarım, hepsini bu iki şehirde yaşadım, bu şehirlerde başladım, bunlar insanın sonrasını da belirleyen şeyler. Bu nedenle İstanbul'da yaşayıp, İstanbul'u sevmeme karşın, ilk gözağrılarım Eskişehir ve Ankara hep gözağrılarım. Ben de kendimi Eskişehir'e benzetirim.

E.H. – Son olarak, yazım hayatının henüz başında olan gençlere önerileriniz var mıdır? Neler yapmalı, hangi yolu izlemeliler?

H.Ergülen – Okumak, yazmaktır. Etkilenmek şarttır. Farklı düşünce ve inançlardaki yazarları, şairleri mutlaka okumak gerekir. Aynı anlayışta olmadığınız, hatta sevmediğiniz şiir ve edebiyat anlayışındaki yazar ve şairleri de okursanız dünyanız, ufkunuz gelişir, üslup edinir, okuduğunuza sevinir, yazıyı ve şiiri sevindirirsiniz. Kitabınız bol, yolunuz açık olsun!

Sevgili Haydar Ergülen, bu yoğunluğunuzda bize vakit ayırdınız. İlginiz ve samimiyetiniz için teşekkür ederiz. Muhabbetle…

 

15. Sayı, Ocak/Şubat 2016
KEŞKE DERGİSİ