Keşke Dergisi 10. Sayı

Keşke-10-Ön-Sayfa Keşke-10-Arka-Sayfa

Keşke Dergisi, 10. Sayısı ile raflardaki yerini aldı. Mart-Nisan dönemine ait sayı, dosya konusu olarak “Kadın Edebiyatçılar”ı ele alıyor. Dosya kapsamında Emin Hekimoğlu, kadın edebiyatçılar tarafından çıkartılan ilk edebiyat dergimiz olan “Şükûfezâr”ı bize tanıtıyor. Seda Ketum, Gültenim Akın’ın Öğrettiği başlığıyla kendi hayatına tekabül eden yönüyle şairimiz Gülten Akın’ı hikâyeci bir üslup ile değerlendiriyor.

Cemal Süreya’nın “Böylece Bir Kere Daha Boynunlayız Sayılı Yerlerinden” dizesini başlığa taşıyan Cihan Deniz, Cemal Süreya şiirinde kadın konusunu irdeliyor. Engin Hamamcı, Kadın Edebiyatçıların Türk Edebiyatındaki Yeri ve Önemi başlığıyla edebiyatımızdaki kadın edebiyatçılara ve kadının toplumsal konumuna değiniyor. Serap Aslı Araklı, Babamın Yönetmeni Metin Erksan’ın Şiir Kadınları başlığında kendi ifadesiyle “babamın şiir ve sinemalardan yapılma 23 imge-yüz”ünü farklı bir üslup ile sunuyor.

Dergide yer alan ilk şiir A. Nur Mergen’e ait. Mergen, “Şiir Gibi” başlığını verdiği şiirini Virginia Woolf’a ithaf ediyor. Münir Ersan Tuna’nın Peron Üç, Saat On, Mart Ekspresi, Dilek Dursuntaş’ın Sır, Mehmed Hamid’in Karanlıkta Düşler, Sezgin Öndersever’in Mezâhir adlı şiiri dergide yer alan diğer şiirleri oluşturuyor.

Nurullah Deveci, beşincisini ele aldığı Şair ve Aşığın Hissiyatına Dair başlıklı yazı dizisini Aşk/Ecel alt başlığında, ismi “Fıtnat” olan üç şairden aldığı dizeler üzerine kurguluyor. Maryam adlı hikâyesi ile A. Nur Mergen, hayatı sırlar ile dolu olan bir kadın ve yazar olan Meryem'in gizemli öyküsünü anlatıyor. Neptunbrunnen başlığı ile Murat Can, bir gezinin, kahramanı üzerinde bıraktığı tesirleri anlık iletiler halinde hikâye ediyor. Hakan Yerlikaya ise çıktığı yolculukta arkadaşını inanca dayalı bir sağduyuya davet eden anlatıcı kişinin hikâyesi ile okuyucuyu selamlıyor. Ahmet Uygur, Tasavvufun Rönesans Çağı başlıklı yazısıyla dergideki yerini alıyor. Derginin son yazısında M. Fatih Cinoğlu, Mustafa Kutlu’nun Tirende Bir Keman adlı hikâyesini Kutlu’nun hikaye anlayışını öne alarak okuyucuya tanıtıyor.

Derginin okuyucuyla görsel iletişimini kuran Alperen Köseoğlu, kapak çizimleri ile derginin çizgisine olan katkısını artırmaya devam ediyor.